İkiyüzlülük

Sizin doğrunuz bir tanedir.

Hem şiddete karşı olup, hem de katil olamazsınız. Hem demokrasiyi savunup, hem de insanları susturmaya çalışamazsınız. Hem bilimi savunup, hem de tek gerçek doğrunun sizinki olduğunu iddia edemezsiniz. Hem din veya mutlak metafizik adına konuşup, hem de bunu kanıtlayamazsınız.

İşinize gelince öyle, işinize gelmeyince böyle deyip, dansöz gibi kıvırtamazsınız.

Adam diyor ki, "Halkıma yapılan saldırılar nedeniyle, dağa çıkıyorum, bana uygulanan şiddete karşı, şiddetle cevap veriyorum, egemen gücü zayıflatmak ve zaafiyet yaratmak amacıyla, korku yaratacak eylemler gerçekleştiriyorum. Masumların katline, masumları katlederek karşı çıkıyorum."

Sonra bir gün bir adam çıkıyor, mağazasının kepengini indirmiyor, arabası ve dükkanı yakılmak isteniyor, polisin kendisi koruyacağına inanmadığı için karşısına gelen güruha kalaşnikofla ateş açıyor (oha), iki kişi ölüyor. Mahkemesi sürerken, barış ve demokrasi yanlısı olduğunu iddia eden partinin başkanı, yumruklu saldırıya uğruyor, bir grup bunları protesto ediyor, partinin ağırtoplarından birisi diyor ki "Konuşturmayın bunları, Nerde polis?", protestocuya tekme atıyor. İşte ben buna gülerim. O kalaşnikofla ateş açan adam da aynısını demişti, nerde polis?

Kız İngiltere'de avukatlık yapıyor. Kürt. Başlıyor bana anlatmaya Türkiye şöyle yaptı, böyle yaptı. Tamam, çözüm önerin nedir onu söyle? Yok. Bir de PKK sempatizanlığı yapıyor. Peki diyorum, Siz halk olarak ezildiniz de, sizden başkası ezilmedi mi? Peki aynı şiddeti siz niye uyguluyorsunuz? Tamam sizin ezilmeniz yanlış ama, niye, suçu sadece otobüs beklemek olan Serap'ı diri diri yaktınız? Niye taksimi ben geçtikten 15 dakika sonra bombaladınız? Ben ne yaptım ki size? Deyince, başlıyor hakaret etmeye, yok sen faşistsin, yok bilmemne… Beyni olmayan yaftalar. Aklı olan sorgular.

Zavallı mazlumlar partisi. 28 Şubat mağduruydular. İktidara karşıydılar, devamlı eleştiriyorlardı, siyasal islam adına, şimdi hiçbir eleştiri kabul etmiyorlar. Demokrasi ağızlarından düşmüyordu, şimdi milletvekillerinin gizli oyunun cep telefonuyla fotoğrafını çektiriyorlar. Bu nasıl demokrasi? Buna kargalar güler.

Anamuhalefet partisi, Atatürk'çü, insanları devrimi anlatacak, çalışacak. Kapısına üye olmaya gelenleri, kovmaktan beter edecek nerdeyse. Eleştiriyor, eleştiriyor, eleştiriyor, ama büyük bir sivil toplum kuruluşu olması gerekirken, faaliyeti yok. Kapı kapı dolaştınız mı? Kağıtları dağıttınız mı? Nerde reklam, nerde pazarlama? İnsanların eli mahkum, size ne de olsa oy verirler di mi? Hangi sivil projelere imza attınız? Hangilerini uyguladınız? Yok… Görünmüyor.

Deli gibi belli başlı kavramların arkasına saklanmak kolay. Ya o kavramlarda da hata varsa? Eleştirdin mi? Kendi akıl süzgecinden geçirdin mi? Atatürkçüyüm demek kolay. Söyle Kemalizmin eksiklerini, yaptığı hataları, neleri daha iyi hale getirmek gerekir deyince ne diyebilirsin? Hiç birşey. Ya da dincisin, söyle İran devriminin özelliklerini, anlat, ne getirdi, ne götürdü, hataları nelerdi, sen nasıl olmasını isterdin desen, ne diyecek? Adamlar, kafalarında seni kafir diye bir etiketlesinler, işin biter, suratına bakmayı bırak, rejim değişik olsa, katlin vacip. Yeni nesil solcular da kafayı yemiş, adam diyor ki, "Solculuğun işçi sınıfının mücadelesini aşması lazım." İyi, hallettin demek ki ezilmeyi, herşeyi, aşıyorsun. Adam hem solcu, hem de serbest piyasayı bu kadar kötü görmemek lazım diyor, tamam görmeyelim de, anarşiden farkı ne onun?

Anca her yandan retorik, demogoji, bıdı bıdı. Öneri sun kardeşim, tartışma, proje üret, gerçekleştir, bana gelip, bilgisayar bilmeden, interneti kötülemeye kalkışma, biraz para kazan, bir iki iş yap, şekil üretme.

Her şeyden önemlisi, hata yapabileceğini ve bazı şeyleri senden daha doğru bilenler olabileceğini kabul et.

No Comment

Leave a reply