Bazen ben
Buraya girip eğer yazıları okuyan varsa.. ki burası gayet sessiz oluyor genellikle çünkü, nasıl bir ruh hali içerisinde yazdığımı anlayabilirler. Tabii bir de ben kendimi anlayabilsem.
Bir kaç gün önce dikkatimin dağıldığından bahsetmiştim. Okulun rehberlikçisine ordan da doktora falan da gitmiştim. Direk DEHB teşhisi. Neyse o, o kadar önemli değil de, ilacı kullanmaya başlayalı beri, ruh halimin iyice dengesinin kaydığını hissediyorum. Biz buna alışma süreci diyelim. Başlamadan önce de moralim bozuktu zaten. Sadece şu aralar elektrik çarpmış gibi hissediyorum.
Aslında bunca psikoloji, psikaytri kitabı okuyan bir insan olarak, anladığım olay şu:
1. Sorunlarımız ne kadar büyük olursa olsun, onlardan etkilenip facia haline getirmeyi, insan kendisi seçiyor.
2. Okul olmasa, para sıkıntın olmasa, kız arkadaşını kafana takmasan, bir an için bunlar hayatında varolmamış olsa, belki acı çekmeyecektin. Demek ki aslında temelde insanın mimarisinde olan bir şey değil, durduk yere acı çekmek.
3. Bu konulara ne kadar çok bağlanırsan, o kadar önem veriyorsun, garantisi olmayan şeyleri, aklında garantilemeye çalışıyorsun, bunları kişiliğin için kendine bir dayanak noktası haline getirmeye çalışıyorsun. Biri patlak verince, dayanak noktan yıkılıyor ve depresyona giriyorsun.
4. Başkalarına teskin edici konuşurken, sen kendine hiç acımıyor, her an hakaret edip, umutsuzluk tohumları ekiyorsun.
5. Böyle olunca da karar almaktan, olaylardan kaçıyorsun ve sorunları daha da belirgin hale getiriyorsun.
Bu da böyle salak bir kısır döngüye girince de işler içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor ve tekrar sigaraya başlıyorsun vs.
Bi de düşünce kalıpları var tabi. Ya hep, ya hiç: Bu böyle olmazsa yaşayamam. Facialaştırma: Eyvah, vizem kötü geldi, mahvoldum. Aşırı genelleme: Kız arkadaşımdan ayrılırsam, hayatım çok kötü geçecek. Olumsuza odaklanma: Vizeler kötü, işlerim kötü, aşk hayatım kötü vs. Çok belli ve hatalı olan bu düşünce kalıpları, genellikle her olumsuz olaydan sonra ortaya çıkıyor, ve her seferinde de aldanıyorum.
Bilişsel psikoterapi diyor ki, bu kalıpları değiştirmeye çalışırsanız, depresif düşünceleriniz zayıflayacaktır. Kaynağı budur.
Peki ya kaynak başka yerdeyse?
güzel bir düşünce sistemi ele almışınız. Bende bazen düşünmüyor değilim hani. İnsan kendi mutluluğunuda sıkıntısınıda kendisi yaratıyor.
Oooh-hhooooh-hoh, keşke daha önce görüp de yazsaydım…. Ne ilacı??!?
Bak Abnormal Psychology kitabı ne diyor: "It is now widely agreed that drugs are effective for overcoming ADHD, but it simprotant to recognize that drugs are a treatment, not a cure."
Yani bu ilaçlar seni tedavi etmez, hastalığın semptomlarını bastırır.
Üstelik, ilacı kullanınca ruh halinin daha fazla bozulmasından bahsetmen, teşhisin yanlış olabileceği hakkında önemli izlenimler veriyor. Zaten "direktÇok iyi bir psikiatrist önerebilirim, istersen.
Yukarıda anlattığın problemler, benim kanaatimce ciddi bir ruhsal bozukluğa işaret etmiyor; ancak depresona meyilli bir kişiliğe yol açabilir. Bir doktor tanıdığımın sıkça söylediği gibi, "Ballı süt iç, uyu, geçer." (Bunu da her zaman yapmamak lazım. Geçenlerde ishal olmuştum. Neyse ki biliyordum; o sırada yapmadım.)
Üstelik, problemin çözümlerini de çok güzel teşhis etmişsin: Kendine hiç acımıyorsun? Kendine bolca acı, git başkalarına acıma, mesela yere çöp attığın zaman çöpçünün kaldırmak zorunda kalacağını düşün, sevin. Sen çöpçü değilsin, sen kaldırmak zorunda değilsin. Oh ne güzel. (Çöpçü yokken yap, adamın gözlerinin içine bakarak yaparsan kavga çıkabiliyor.)
"Ya hep ya hiç" kalıbı ile mi düşünüyorun? MHP'ye gir; onlar da öyle düşünüyorlar: Ya Sev, Ya Terket. Veya MHP'ye girmeyeceksen, şöyle düşün: Ya hep, ya hiç, ya da arada bir. (Ya sev, ya terket, ya da takıl kafana göre.)
Garantisi olmayan şeyleri garantilemeye mi çalışıyorsun? Şöyle yap: Garantisi olan şeyler zaten garanti. Bunları bil. Garantisi olmayan şeylerin de maalesef garantisi yok. Bunlarla da uğraşma.
Bu yorum da çok güzel, eline sağlık.
Bence bütün psikiyatri ilaçları öyle. Hatta son araştırmalar Placebo'nun antidepresanlardan daha bile etkili olduğunu göstermiş.
Başkalarına acımadım da, bu sefer de baya kötü şeyler oldu. Bir elemanın ağzını burnunu dağıttım mesela. (Sen ne vur dedik öldürmüşsün diyeceksin.
Aslında en güzeli kalıplara bağlı kalmamaya çalışmak da, anlat anlatabilirsen.