İnovatif işletme nasıl olmalı? 2
Daha önce yazdığım "İnovatif işletme nasıl olmalı" adlı yazıyı okumadıysanız, önce onu okumanızı tavsiye ediyorum.
Nerden bakarsanız bakın, dünyada artık eski karlar, eski iş yapma kolaylığı yok. Bilginin çılgınca dağılıyor olmasından dolayı, artık daha önceden sadece sizin yaptığınız bildiğiniz işin sırrına, isteyen herkes vakıf olabiliyor ve eğer müşterinize karşı dürüst olmayan işler peşindeyseniz, bu apaçık oratay çıkabiliyor. Saklanmak yok artık. Neden mi? Alın size örnek: En son Foxconn olayında, bütün dünya 400.000 çalışanı bulunan, Apple'dan Dell'e, Dell'den Sony'e bir çok ürünü üreten firmanın çalışanlarına nasıl baskı yaptığını öğrendi. Fazla mesai'yi önceden kabul ettiğine dair imza attırılan çalışanlar, işsiz kalma korkusuyla, ruhsuz bir ortamda, uyuyup, yemek yeyip, çalışıp tekrar uyuma döngüsünün dışına çıkmıyorlar. Bu yüzden intihar eden çalışanlar olunca, olay basına yansıdı. Ücret: Aşağı yukarı 175$, böyle gider mi? Hayır, %70 zam yaptılar, 250$ dolar olmaya başladı ama düşük maaşla emek sömüren firmanın, (ve dolayısıyla Apple gibi firmaların) foyasını tüm dünya öğrendi. Kaynak: Gizmodo. Benzer olay, IBM türkiye'de de oldu. IBM, olayın medyada yeralmasını başarıyla engellediyse de, tamamen saklayamadı. Sendikalı çalışanını işten atan ve bu yüzden mahkemelik olan IBM sayesinde, beyaz yakalılar da işçi olduklarını iyice anladılar.
Yani en temelde müşterinize karşı iyi niyetli olmanız ve yalan söylememeniz gerekiyor. Örneğin müşterisine açık açık yalan söyleyen firma olan Superonline, Sınırsız limitsiz internet paketlerine adil kullanım hakkı koydurup, bunu da Türk Telekom yüzünden olduğu yalanını söyleyince, hemen facebook'ta gruplar kuruldu. Ben dahil bir çok kişi de Superonline'dan bu hizmeti almaktan vazgeçti.
Samimi olmanın bir diğer yönü de, laf salatası yapmamak. 1995'in dünyasında değiliz. Tamam müşterinize ürün değil, tecrübe ve tatmin satıyorsunuz ama ürünü unutmaya başladınız be kardeşim. Örneğin geçen gün: Sevdiklerinize ve size, değer katıyor, tüm ihtiyaçlarınızı düşünüyor, süper şeyler yapıyor. Beni de onu da düşünüyor gibi bir video reklam yapan firma olan vimjo.com'un reklamından ben ne sattığını ve ne olduğunu çözemedim. İndirim marketi mi? Yoksa bol çeşit mi? Nedir amaç? Güzellik ürünü mü satıyor belli değil. Maksimum 2 kelimeyi geçmeyin. Süslemeyin. "İşinizi kolaylaştıran çözümler yerine", "kolay muhasebe" ya da "size değer katar" yerine "güzellikte çeşit" daha anlatıcı olur. Unutmayın, 2005'ten sonra süsleme iPod tarafından bitirildi. Örnek bir iPod tasarımı, kimliksizdir, gereksiz hiçbir ayrıntı, ek özellik, renk bile yoktur. Ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, iPad'de USB bile yok. Cüretkarca, ama öyle. Amaç ne? İnternete girmek, belki dergi okumak vs, şimdi o alete hardisk bağlamanın manası olmaz diye düşünülmüş, ya da ileride pazarlanacaktır. Feedback alınıyordur. İphone'daki görüntülü görüşme olmaması çok eleştirldi ve iPhone 4'te 720p görüntülü görüşme var. Feedback alınmış.
Hem satılan ürünün ne olduğunu anlamak, hem de satın alınan ürünün teslimatı'nın çok hızlı olması gerekiyor. Başta küçük bir firma olduğunuz için, büyük bir firma ile rekabetinizdeki tek avantajınız fiyat değil, hatta daha pahalı bile olabilirsiniz. Örneğin custom yani size özel üretilmiş bir yazılımı Microsoft'a yaptırmak istediğinizi düşünün. Randevu almanız bile en az 15 gün sürecektir. Ama size özel, size uygun çözümü küçük bir firmaya yaptırmanız, hem daha hızlı, hem de daha size özel olacaktır. Eğer küçük firma bu güveni sarsmaz ve teslimatı zamanında yaparsa, 5 yıldızı alır. Bir diğer durum da, çok yönlülük. Sadece bir alanda odaklanmış bir firmadan, (örneğin muhasebe programı yapan firmadan, CAD sistemleri konusundan tavsiye isteyin, alamazsınız. ) Çok yönlülük, hizmeti siz vermeseniz bile, bildiğiniz ve güvendiğiniz bir firmayı tavsiye edebilme beceri ve bilginiz, yarın size ayrı network node'ları olarak geri dönecektir. Ama örneğin Goril Holding'in bilişim hizmetlerindeki müşteri temsilcisiz asılda Erzurumda'dır, ve teknik bilgisi yoktur. Size sadece önünde yazılı olan prosedürleri uygular.
İnovatif firma samimi, süssüz, çok yönlü olmalıdır. Fakat, sizin bu samimiyetinizi taciz etmek isteyecek bir sürü müşteriniz de olacak. İnovatif işletme aynı zamanda kesindir. Bilmediğine bilmiyorum der. Yapamayacağı ve prensiplerine aykırı olan işleri, sırf müşteri istiyor diye yapmaz, gerekirse anlaşmayı iptal eder. Örneğin saçma sapan istekleri olan bir müşteri sizin harika tasarımınıza, kendi köpeğinin resmini koydurup, merhaba flash'la mnerhaba dedirtmeye çalışabilir. Kaynak: (var ama hatırlamıyorum. How a perfect design is killed by customer, gibi bişeydi.) Sonuçta siz müşterinin elindeki photoshop veya visual studio kullanmaya yarayan mouse değilsiniz. Kendi yaratıcılıpğınıza en ufak bir müdahelede bulundurmayın. Geri beslemeyi alın, ama sonraki versiyonda kullanın. O ekstra özellik de olmayı versin. Sonuçta siz o ek özelliği koyana kadar, başkası yazılımı bitirip satabilir. İş bitmeden eleştiri kabul etmeyin. (Gerçi isteseniz de alamazsınız. Yapıcı eleştiri akıl ister. Bitince bol bol alırsınız. Sebebi de genelinin kavramlarla düşünememesi.) Teslim tarihini ertlemeyin, müşteriniz istese bile ertelettirmeyin. Bu konuda fetişist olmanıuz şart, çünkü zaman ve hızınız, beyin gücünüzden sonra, büyük firmalara karşı, en büyük sermayenizdir. Bırakın onlar siz ürün geliştirirken, maaş bordrolarının peşinde koşsunlar, bırakın müşterilerine köpek gibi davransınlar. Sabırlı oldukça kazanan siz olacaksınız. Çünkü kapitalizmde (aslında doğada) değişim vardır.
En önemlis de bu zaten. Piyasada çok firma var, ben ne yapabilirim ki, bi doılu yazılım, bir dolu ürün çeşidi var. Peki sizden bir tane daha var mı? Sizin gibisi var mı? Yok. Kim sizin vereceğiniz çözümün aynısını verebilir? Dünyada kaşı gözü birbirinin aynı iki insan dahi yok. Atalarımızın dediği gibi, her kör satıcının, bir kör alıcısı vardır. Umutsuz olmayın. Ürünü yapın ve satın.Çok fazla planlamayın. Bilgiye açık olun.
F1'e basın
İnovatif olmada en büyük engel, hatta birçok işletmenin, kişilerin inovatif olamamasındaki en büyük sebeb, bilgiye açık olmamalarıdır. Sizin yapmaya cebelleştiğiniz, gururunuzdan dolayı kimseye sormadığnız, her tarafını kendiniz yapmaya çalıştığınız, belki birilerine sorup durduğunuz şeyi belki başkaları yapmış, tecrübe etmiş, hatta internete yazmış olabilir. Örneğin, yeni bir firma kurma aşamasında olsam, bu yazıyı okuyor olurdum. Ama ne yazık ki, birçokları, kendileri deneme yanılma yaparken, sadece F1' basmaktan, google'ı açıp ne istediğini aramaktan bihaberler. Siz böyle olmayın. Varsın başkası yapmış olsun, varsın hazır sistem olsun, varsın siz yapmış olmayın, ama olayı çözen, işleri kolaylaştıran siz olun, unutmayın ki, DOS işletim sistemini, Bill Gates, Pencere Yönetim sistemini de Steve Jobs yazmadı. Bilgiyi alıp kullanmaktan daha da öte olan bir şey var.
Anlam güçtür
İnternet'in ilk çıktığı zamanlardan kalma bir atasözü var. Bilgi güçtür diye. Evet bilgi güç, ama bu aynen, 100 ton çimentonuzun olması ve sizin amacınızın inşaat yapmak olması gibi birşey. Bugün dörtbir yanımızdan, TV'den, radyodan, internetteki heryerden, reklamlardan bilgi akıyor. Bu yazıların, sesli ve görsel medyanın %85'ten fazlası çöp. Bizi ilgilendirmiyor ve gözardı ediyoruz, ancak ihtiyacımız olan gerçek bilgileri bunca yığının arasında gözden kaybediyoruz. İmkb'nin son 10 senelik, Türkiyenin nüfus, ekonomik, istatistiksel tüm verilerine, şu anda oynanmakta olan filmlerden, trafik yoğunluğuna kadar bilgiler internette mevcut. Bilgiye sahip olmak güç değil artık, sizi başkalarından daha güçlü yapmıyor, çünkü herkes bilgiye sahip. Sadece ve sadece siz o bilgiyi alıp, ona anlam verip, ihtiyaç duyulan alanda (ihtiyacı siz yaratabilirsiniz. ) kullanarak, bir çözüm oluşturabiliyorsanız, o zaman bilgiyi anlamlandırıp, herkeste olmayan o güce sahip olabilirsiniz. Aynı şey yazılımlar için de geçerli. Artık gardrop gib bilgiyi alan, depolayan ve erişimi sağlayan yazılımlar moda değil. (Türkiye'de 10000 tane muhasebe paket programı varmış. Moral bozucu değil mi?) Ama bunun yerine gardrobunuzun her gün giydiğiniz şeylere ve o günün modasına göre size ne giymeniz gerektiğini tavsiye ettiğini düşünün, ya da kirlenmiş kıyafeti tespit ettiğini? Güzel olmaz mı? İşte bugünün ve geleceğin sistemi böyle olacak. (Buna en güzel örnek, last.fm veya itunes'in müzik tavsiyeleri. Aslında kolay bir algoritması var. Sizin gibi o şarkıyı dinleyen herkeste en fazla olan diğer şarkıyı kayıt ediyor, ve size tavsiye ediyor. Yani bu ürünü alanlar, şunu da aldı olayının neredeyse aynısı. İlgilenenler mtkocak@gmail.com'a mail atabilirler.)
Son olarak devrimci olmak, eskinin yerine yenisini koymak, sürekli kendini veya ürünlerini geliştirmekten daha da öte olan bir şey, tüm kalıplara karşı olmaktır. Sonuçta sizi, tüm eğitim hayatınız boyunca hamur haline getirerek bir kalıba döktüler, sizden belli bir şekilde davranmanız, kalıbın dışına çıkmamanız beklenmekte. Siz de başkalarının kalıplarına hayransınız, başkalarının hoca diye, profesör diye, Apple diye, tasarım diye koyduğu kalıplara hayransanız, kaybedersiniz. Tamam, ilham alın, ama kölesi olmayın. Her zaman karşıdaki kalıbın, kuralın hatalı olabileceğini bilin ve yedekli çalışın. İki kartınız tutuyor diye, tüm kozlarınızı oynamayın. Tüm kalıplara karşı olun, hatta bu kalıba bile.
16.06.2010
Sabancı Üniversitesi Kütüphanesi 7/24
Mutlu Tevfik Koçak
Comments(1)