Archive for Ekim, 2009

Ce"bitmiş" Bilişim Köy Pazarı Eurasia 2009

Eskiden Compex vardı, Taksim Tüyap'ta. Bilgisayar magazin dergisi sponsor olurdu, Escort, Aidata vs. gibi firmalar ürünlerini tanıtır, Turk.Net internetin tanınması için seyyar internet kafeler açar, inanılmaz etkinlikler olur, oyun ve yazılım firmaları demolarını dağıtır, microsoft, apple fuarlara çıkarma yaparlardı. Sonra Bilişim Fuarlarının yıldızı parlamaya başladı, ilki Lütfü Kırdar'da yapılmıştı. Bilişim kelimesini yeşil bir karayolu haritasının içine alan bir logosu vardı. Hala da o logo kullanılıyor.

Sonra bir gün Tüyap kapandı. Beylikdüzü'nde Ramada oteli'nin yanında ruhsuz bir araziye taşındı, gitmenin 3 saat sürdüğü.

Buna rağmen içimizdeki bilgisayar aşkıyla oralara da gittik. Ben, kendim, özellikle ilk bilişim zirvesine de katıldım. Müthişti. İnsanlar bir şeyler öğretmek, öğrenmek için çalışıyor, herkes kurşun gibi, bir heyecan mevcut. Linux vs. seminerlerinde TBD, kişilerden aldığı fikirleri rapor olarak hükümete sunuyor. O sene tuttuğum notlar canavar gibi, yazsam kitap olur. Fuarda tüm bilgisayar firmaları var, ürünlerini tanıtıyorlar, Yazılımda microsoft ve iş ortakları koskoca bir salon tutmuşlar. Turkcell geçen sene 3g tanıtımı yaptı, inanılmaz deneyler vs.

Fore Kazık

Ancak yıllardır farkettiğim bir şey vardı. Yani böyle aşağıya doğru giden bir eğri gibi. Önce Bilişim zirvesi'nde başladı. TBD, Bilişim Kurultayı'nı Bilişim Zirvesi'nde yapmayı bıraktı. Geçen ve önceki yıl o kadar para verdiğim (700 TL), sadece ürün tanıtımları ve bir kaç godamandan başka bir şey göremeyince, bir daha zirveye gelmeme kararı vermiştim. Not bile tutmadım, çünkü not tutulacak bir şey yoktu. Bilişim önemlidir, yazılıma önem vermeliyiz, bilgi güçtür, herkesin 1995 yılından beri bildiği teraneler. Geçen yıl yapılan ve çok umutlu oldukları genç zirvedeki sonuç bildirgesinin ise etkisi 0. Demek ki o umutlar sadece PR içinmiş.

Bu sene de zirve davetiyesi interpro'dan geldi. Kamu ve Akademisyenler 200 TL. Diğerleri 700 TL. E yuh artık. Paralara, fiyatlara bakar mısınız? Gün başı 233 TL oluyor, o paraya bırakın başbakanı davet etmeyi, Metallica o zirveye gelir. Üniversite öğrencisi olduğumu Kamu ve Akademisyen tarifesinden yararlanmak istediğimi belirtince davet gönderen hanım benim geçen sene firma sahibi olarak katıldığımı 700 TL ödemem gerektiğini söyledi. Ben de ünviersiteden 9 arkadaşımın da geleceğini, onların sadece 200 TL ödeyebileceklerini belirttim, hanımefendi o zaman siz de 200 TL verebilirsiniz dedi. Benim anlayamadığım bu fiyatlar vs değil. Fuar senin, istediğin fiyatı koyarsın da, bu aradaki 500 TL lik farkı görünce insanın sinirini bozuluyor. Gitmedim. İyi ki de gitmemişim, zira fuarın bu seneki (2009) halini görünce, 200 liramı hava saçmadığım için sevindim.

Turkcell, Vodafone, Avea gibi telekom temsilcileri yok. Apple, Microsoft, Linux, Symantec gibi yazılım devleri yok. Kalburüstü bilgisayar üreticileri yok. Fuarın yarısı zaten kapalı. Peki ne var? İnsanlarda bir ruhsuzluk, bir huzursuzluk var, bir iki GPS provider firması, bir de bol bol çin malı ıvır zıvır satan işporta kılıklı tezgahlar var. Yani o tezgahları, standları görünce bir an acaba Cebit'te mi yoksa Tahtakale'de miyim diye düşünmedim değil.

Kont Dracula

Artı çok komik bir olay daha var. Diğer sektör fuarlarında her zaman sektör üyesi isen giriş ücreti ödemezsin. Nitekim (oha bu kelimeyi kullandığıma inanamıyorum.) Kuyumculuk fuarında böyle. Hatta çoğu zaman kapıda davetiye dağıtılır. Neden? Çünkü stand kiralamadan zaten para kazanır organizatör. Peki Cebit'te? Tabi ki hayır, heryere giriş paralı, 20 TL, iş dünyası bölümüne giriş ise sektör temsilcisiysen serbest. İş dünyası bölümünde ise ne var? Plazma televizyonlar, bir de sapıklar için kalem kamera. Yuh diyorum. İnsanlar sizin panayırınıza ta nerelerden lütuf edip gelmiş, siz de 3 kişiye 60 TL ödettiniz. Bir de köy sineması havasında bir kağıt bilet. Bir de diyor ki çıkarsanız bir daha giremezsiniz. Kocaman tabelalarda çıkmayın girilmez yazıyor. Babam sigara içmek için dışarıya çıkıp giremedi. Güvenlik diyor ki çıkarsan giremezsin. Mantık? Yok. Ha diyor ki, insanlar çıkıp aynı biletle tekrar giriyor. Nasıl bir para hırsı lan bu? Rock'n coke, etkinlik, festival gibi yerlerde adamlar bilezik takar rahatça girip çıkasın diye, bunlar ona bile gerek duymamışlar. Hani Cebit ya bunlar, hannover vs ya. İster gel, ister gelme. Gelmem. Kazık. Ce"bitmiş".

Bi daha da gelmem o dandik fuarınıza.

Bekleyin

:FELANG: Geliyor!

Genç internet girişimcisinin önündeki potansiyel engeller

1980 sonrası Ferdi Tayfur filmleriyle büyüyen kuşağımıza özgü bir olay mı bilmiyorum. Yoksa Hakan Peker, Barbaros Hayrettin, BBG Eray-Melih, Flash TV (Komple) derken fazla mı üzerimize yüklendiler? Devreleri mi yandı kuşağın komple? Kimse bir şey yapmak istemiyor. Yani resmen felç geçiriyor insanlar. (Hawking abiye ayıp olmasın, mecazi anlamda kullanıyorum) Bi uyuşukluk, bi esneme, bi faaliyetsizlik, oturayım, hiç bir şey yapmayayım tarzı. Bu nedir ya?

Okuldan öğrenci bir oğlana, bu iş nasıl olur? diye soruyorum. O bana bu işin nasıl olmayacağını anlatıyor. Yavrum, o işin nasıl olmayacağını herkes anlatır. Para lazım, pul lazım, ot lazım, bok lazım. Paraya ihtiyacım var diyor. Tamam o zaman, sen de gel bi ucundan tut, hem para kazan, hem de biraz tecrübe edin diyorum. Ehmm, şey, olur mu ki, kem, küm. Ohoo, çalışmak istemiyorsan niye kafamı ütülüyosun ki?

Başka bi arkadaş kuru araba yıkama işine girmeye çalışıyor. (Oğlum, o kadar master yapmış adamsın, sen zengin yıkamacı gördün mü?)

Etrafımdaki adamlar bile, sen iş getir biz çalışırız demeye başladılar. Genel olarak bir işi yapmamamın daha doğru olacağını bana anlatmak için:

1. Sermayen var mı? (Hıı, olsa zaten çalışıcam)

2. Biznıs Plen yaptın mı? (Tabi hangi melek yatırımcıya göstericem ben o biznıs pleni? Burası Türkiye, herkes çakal olmuş.)

3. Daha önceden denenmiş mi? (Lan denense zaten anlamı yok, denenmediği için çok para kazandıracak.)

4. Ekibin yok. (Senle ne diye konuşuyorum?)

5. Piyasada senden büyükler var, kesin elinden kaparlar. (Yorumsuz, terbiye sınırları içinde kalmaya çalıştığımdan dolayı.)

6. Bu kadar firma arasında sen nasıl yükseleceksin? (E o kadar projeyi boku bokuna anlattık o zaman.)

Bunlar gene iyi niyetli, projelere fazla inançları olmayan arkadaşlar. Bir de çakallar var.

-Neler yapıyorsun? (Müşteri buldum diye sevinip başlarsın anlatmaya.)

-Bi dakka sen niye soruyosun ki bunları?!! (Meğersem çakal da it solutions yapıyormuş. Suratıma gülerek fikir alışverişi için diye utanmadan söylüyo bide.)

- E sen neler yapıyorsun o zaman? (Suçüstü yakalanmış bir ifadeyle bakmaya başlar arkadaş.)

- Bunları, şunları. (Kıldan tüyden, US'de 5 sene önce yapılmış şeyleri gösterir.)

Motivasyonun da içine eder. Bunlar yavru çakal, bi de koca gözlü holding çakalları var ki, anlatırsın, gider reklamcısına yarım yamalak, senin anlattığın konsepti yaptırmaya çalışır. E reklamcısı benim arkadaş, ben görmüyo muyum senin yaptığın çakallığı, hırsızlığı? Nah veririm sana o teknolojinin orjinalini.

Böyle gider.