Archive for Mart, 2009

Ruhum ağrıyor

Bir dakikayla bir tren kaçıyor,
Baş önde, gözler yerde,
Sırtta yük de yok, eziyet nerde?
Kendi duvarımın arkasında, ruhum ağrıyor

Durmadan dönsem mevlevi gibi,
Dünya bana durmuş gelir,
Dışardan herkes ses verir,
Benim ise beynim ağrıyor.

Biraz zeka kırınıtısı

Ne yazayım ki şimdi. Saat gecenin dördü. Ödevim var hayvan gibi. Akşama yetişecek. Sabahın 9:40'ında ders mi olur.

Bazı insanları anlayamıyorum gerçekten. İnsanlara bağırmak istiyorum bazen durduk yere: Hasta mısınız lan siz? Millet çıldırmış. Ha beni böyle bunaltan nedir ona girmeden önce böyle her zamanki gibi garip bir giriş gerekiyordu.

Şimdi küçüklüğümden beri bazı şeyleri kolay kavrayan bir yapım var çok şükür. (Ha bu lafı övünmek gibi algılayacak gerizekalıları da unforgiven olarak ilan etmek istiyorum) Bunun sebebi küçükken fazla balık yağı içmek mi, yoksa o zamandan beri haftada 5 kitap bitirmek midir bilemem. Ama o zamandan beri var bişeyler işte. Ya da hayal gücüm çok kuvvetli. Tam emin olamıyorum.

Örnek: Birine birşey anlatıyorum. Bana göresini bırak dünyanın heryerinde kanıtlanmış bir kuram o kadar deneyer yapılmış. Kontrollü deneyler falan su gibi içilmiş. Eleman hala 'Tamam, öyle ama bik bik bik… dayım dedi ki bik bik…' Bir bakıyorum ki yarım saat boşa geçmiş.

Diğer bir örnek: Su almaya gidiyorum. İki eleman daha su istiyor. Bozuk yok diyorum. Tam sağ baştaki elemana soruyorum bozuk var mı diye. 'Ha? Ne? Nerde?' diye cevap veriyor. Ben de salaktım, senin oskarlık rolünü yedim. Tamam. 50 kuruş iki arkadaşına vermek zor geliyorsa param yok dersin de niye pezevenklik yapıyorsun? Artık kibarlığı, efendiliği bıraktım, ağzıma geleni söyledim herife. Geldi 'Sen beni yanlış anladın aslında.' diyor. Sie…

Biter mi? Bitmezzz: Temelde tatmin olamamışlığın yarattığı komplekslerle davranan kurtçuklar da mevcut. Mekanda oturuyorum. Ortam güzel, sohbet iyi. Bi arkadaşın kız arkadaşı da var. Az selamlaştığım dallamalardan biri gelip masaya oturuyor zonk diye. Çağırdık mı? Otur dedik mi? Tırt. Bir de gelmiş, insanların içinde azcık aklıyla beni bozmaya çalışıyor. Sonra ayarı verince de bozuluyor. Sanki anlamadık kız için masaya geldiğini. Sie…

Bunların bi de aristokrat versiyonları var. İşte şöyle süperim, böyle süperim, GPA 4 üzerinden 3.85, off harikayım, üstelik etkinliklerde de mükemmelim bik bik bik bok. Bravo! Ders dinlemişsin. Çok da popülersin. İşine gelince selam veriyosun, çıkarın yoksa görmedim ayağına yatıyorsun. İş iki ders dinleyip ortalama kasmayla olsaydı, Bill Gates Harvard'ı bırakmaz, Einstein ortaokul öğretmenleri tarafından kötü bir öğrenci olarak nitelendirilip,okuldan ayrılması önerilmez, Steve Jobs Apple'ı kurmaz ortalama kasardı. Etkinlikle de adam olunsaydı, en çok hoplayıp zıplayanı toplum kral seçerdi. Sie…

Kimisi de kafasının üstünde taşıdığı 11 yaşındaki çocuk zekasıyla, benle felsefe yarışı yapmaya çalışıyor. Lan aptal herif. Senin SPS'te okuyup öğrenemediğin şeyleri ben orta 2 de okudum bitti. Adını da vereryim oku. Cehnneme Övgü - Gündüz Vassaf. İletişim yayınları. Belki biraz hazırlanır gelirsin. Laf kalabalığıyla münazara starı oldum sananlar da bünyedeki sinir katsayımı yükseltiyor . Mesela geçen gün CNN Turk'de taraf gazetesi yazarının biri, bağırarak, sesini yükselterek tın tın yapıyor. Dayanamadım kapattım kanalı. Recep abisi öyle öğretti tabi vatana millete, bunlar da ona özeniyolar. Bunların daha otistik versiyonları denk geliyor ara sıra, aman yarabbi! Tabi ama, Evet öyle ama, ama, ama, ama, fakat, evet doğru da, ma, za, zo. Yeter lan. Vakit kaybı. Kurnaz çakal karşında kendini kanıtlamaya çalışıyor. Kendini zırvalayarak seninle denk duruma getirmeye çalışıyor. Hani becerebilse içim yanmayacak, sadece konuşmak, millete kendini kanıtlamak için konuşuyor.

Bazı hırt arkadaşar da fazla çalkalanmaya gelmiyor. Adamla beraber ödev yapıyoruz. Herif iki gün önceden başlamış. Kendi çağırıyor. Sonlara doğru bitiriyor. Bitirince de şov yapmaya başlıyor. Oh, bitirdim, süper rahatım, oh çok iyi. Lan gerizekalı, bitirdiysen yardım etsene. Beraber çalışmıyor muyduk. Öyle deyince de sen yap gak guk, aynı yerleri anlamayız bik bik diyor. Böyle mallardan yardım düşman başına. Yardım edecek ya, oh onun için senden üstün olma duygusu herşeyden güzel. Lan it. Senden yardım isteyeceğime dersi droplarım ondan iyi.

En çok da bunlar herkesi kendileri gibi aç, kendileri gibi odun zannediyorlar ya ona deliriyorum. Diyor ki 50 - 100 lira vereyim site yap. Oldu canım başka bir arzun?

Salağın bitanesinin lafıyla bitireyim: Girişimcilik, yenilikçilik, bilişim vs. diyorum: Adam biyor ki: 'Senin o dediklerinin arkası, abisi vardı, bende yok, ben piyasa ne isterse onu yaparım, yenilik neymiş.'

Seni üniversiteye sokan zihniyete tüküreyim.

Yazım Boxer Dergisinde yayınlandı

Yazı

"Genç İnternet Girişimcisinin Türkiye Rehberi" başlıklı yazım, Boxer Dergisinin Mart 2009 sayısında "Türkün internetle imtihanı" başlığıyla yayınlandı. Yazıyı beğenerek, yayınlayan Sayın Bozkurt Işıklar Beyefendiye en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Yazının yayınlanmış haline ulaşmak için yukarıdaki resime tıklayabilirsiniz.

Bu ayki Boxer kapağı

Genç internet girişimcisinin Türkiye Rehberi

Vay, vay, vay, vay. Ne kadar çok ekonomistimiz varmış meğer. eli paraya değmemiş arkadaşlar, hayatında girdiği bakkalın nasıl kurulduğunu düşünmemiş arkadaşlar, bu yazıyı okumasın.

Böyle kıl bir girişten sonra, Genç girişimcinin Türkiye Rehberi adlı yazımıza başlayabiliriz.

Girişimci daima tek başınadır.

Diyelim ki kolayca gerçekleştirilebilecek, uğraşılmasının zevkli olabileceğini düşündüğünüz birkaç fikriniz var. Bunları gerçeğe dönüştürmek ve para kazanmak istiyorsunuz.

İlk etapta yapmamanız gerekenler.

1. Herşeyi enine boyuna ölçmeye çalışmayın. Sadece başlayın ve bitirin. Bu konuda da sadece kendinize güvenin. Kimseden tavsiye, yardım, bilgi, tecrübe vs, beklemeyin. Bilginizi okuyacağınız kitaplardan kendiniz edininz. Oradaki klavuzları da birebir uygulamaya çalışmayın. Özellikle üniversitelerdeki yönetim bilimleri dersi içeriklerinden, hocalarından, işletme öğrencilerinden uzak durun.

Nedenleri: Mersin yöresinde söylenen bir söz var. Akıllı düşününceye kadar, deli suyu getirir diye. Siz düşünüp heşeyi enine boyuna tartıncaya kadar, başkaları bu fikri gerçekleştirebilir, sizin hevesiniz kaçabilir. Tam isabetli bir tecrübe ile genel olarak tavsiye danışacağınız kimseler de eğer girişimci değillerse size verecekleri tavsiye gerçekten faydasız olacaktır. Tavsiye almayı düşüneceğiniz girişimci arkadaşlar ise bu konuda size yardımcı olmaya isteklşi olmayabilirler ya da fikrinizi yürütmeye kalkabilirler. O nedenle bu seçenekten de uzak durun. Zaten genel olarak, başarıya ulaşan insanlar bunu başkalarının elde etmesini istemediklerinden, heba olacak olan bu yönde harcayacağınız vakit olacaktır.

Bir zaman önce ben şöyle managment bilirim, böyle girişimcilikten anlarım diyen managment öğrencisi, bir arkadaş vardı. Kendisine bizim için neler yapabileceğini sorduğumuzda "Hemen bir toplantı ayarlayalım, ekibinle beraber Taksim'de buluşalım" dedi. Cumartesi günü buluşmak için sözleştik. Daha sonra perşembe günü görüştüğümüzde toplantıyı Pazar günübe ertelememiz gerektiğini söyledi. Ben (coder) ve Tahir (Designer), pazar günü arkadaşın dediği yere saatinde gittik. Bekledik, bekledik ve bekledik. Kendisini devamlı aramalarımıza rağmen açmadı. Hem bizi oraya topladı hem de geri dönmedi. İki gün sonra kendisini okulda gördüğümde ise Babaannesinin rahim kanseri olduğunu, acil şehir dışına gittiğini, telefonunu evde unuttuğunu söyledi. Yorumu size bırakıyorum.

Kaçın!

Okulumuzun yönetim bilimleri bölümünün piri sayılan bir hocaya bazı konularda pratik tavsiyeleri için danıştığımda ise, acelesi olduğunu, derse yürürken hızlı bir şekilde ekşimiş bir suratlar bana internette girişimcilik forumları olduğunu oralardan istediğim bilgileri edinebileceğimi belirtti. Kendisi eğer bunu söylemek için hoca olduysa, yazık olmuş. Aynı dönem derisni aldığımda ise, içinde gerçek bir yönetim tecrübesi, motivasyon, iş nasıl kurulur vs, yerine excel'de isim nasıl sıralanır, sanal olarak firma kurulup bu hocaya nasıl ballandıra ballandıra, verileri sallana sallana anlatılır, neden şirket kurmayıp yeni bir işe girmememiz gerektiğini ve varolan riskleri anlatan bir business plan nasıl yazılır konularının olduğu bir dersle karşılaştık. Sana ben gerçeğini kurdum, yardımcı ol diyorum be adam! Sen bana işleri neden yapmamam gerektiğini söylüyorsun.

2. Okullarda kurulan teknopark, inkubasyon ofisleri, kuluçka firmalar vs. gibi firmalardan veremli görmüşçesine uzak durun. Vakit kaybedebilirsiniz.

Nedenleri:
Bu tarz firmalar genellikle iş fikirlerine de önem verdiklerini söyleseler de, aslında bitmiş proje bazlı çalışmaktalar. Yani siz örneğin bir çok çeşitte bardak üreten bir firma kurmak istiyorsanız, size sadece şarap bardağı üretmeniz gerektiğini söylüyorlar. Üstelik onlar için öğrenci tarafından düşünülmüş yeni ve gelecek vaat eden bir iş fikri değil, gerçekleşmesi kesin olan, okuldaki öğretim üyesi tarafından başlatılmış projeler tercih sebebi.

Yenilikçi insanlarla biraraya gelin, fosillerle değil

Okulumuzdaki bir öğrencinin bakteri tutmayan seramik icat edip patentini 10 yıllık, güzel bir paraya kiralamasının ardından, okul idaresinin apar topar kurduğu bir inovasyon firması ile görüştük. Çok güzel beyanatlarla dergilere bile çıkan bu firmaya, kendilerinden tavsiye almak ve tanıtımlarında taahüt ettikleri gibi yardımcı olabileceklerini umarak, php/xml kullanan otomatik veritabanları projemizi gösterdik. Her tür yazılım için güzel bir altyapı oluşturabilecek bu projeyi inceleyen firma görevlisi, "Peki bundan nasıl para kazanacaksınız" diye sorduğunda görüşmenin gittiği yön anlaşıldı. Adını irandaki dağlardan alan beyefendi, projemizi netleştirmemiz gerektiğini belirterek gitti. İyi de kardeşim birincisi sizden biz proje desteği istemedik, yazılım firmasını nasıl kurabileceğimizi öğrenmeye çalışıyoruz, ikincisi size nasıl fikirlerimizi netleştirebileceğimiz soruyoruz zaten.

3. Şirketinizi kurun. Muhasebeci tutun. Ancak biraz acılı olacak.

Nedenleri: Hiçbir managment derisnde alamayacağınız bilgileri ben vereyim: Fatura kesebilmek için minimum şahıs şirketi kurmanız, şahıs şirketi kurmak için de ilk olarak bulunduğunuz yerdeki vergi dairesine gitmeniz, kira kontatınız ile beraber iş başlama formunu doldurmanız gerekiyor. Bir hafta sonra ise yerinize kontrolör gelecek. Tabi gelecekti. Bizim yaşadığımız facia ise şu oldu: Kontrolör gelmedi. O sırada KDV beyannameleri geldi. Tabi şirket kurulmadı sanın siz. Kontrolör yalvar yakar geldikten sonra Vergi Levhasını tasdiklettirmek üzere Vergi Dairesine gittiğimde 1500 ytl civarı özel usülsüzlük cezasına çartırıldığım söylendi. Bir dakika ya? Daha ortada şirket mirket yok ki? Para bile kazanmadım ben daha? Meğersem şirket kuruluş tarihi olarak formu doldurduğunuz an sayılıyormuş. Neyse sonradan 2009 başında elektronik sisteme geçildiğinden kimse beyanname veremedi de 10'da bir oranında cezalara af geldi. 150 ytl ile kurtulduk. Bu nedenle eğer başınızın ağrımasını ve 1. kattan 5. kata, sonra geri 2. kata ordan 4. kata ve sonra bodruma arşive inerken genç yaşınızda tansiyon ve stresten ölmek istemiyorsanız, bu işleri muhasebecinize bırakın.

4. Yerli bankalardan kaçın. Paypal kullanın.

Nedenleri:
Türkiyenin ilk 3 boyutlu model alım satımı yapacak olan dukkan3d.com sitesini açtıktan sonra ticarete başlamak için gereksiniz duyduğumuz Sanal Pos için, önce Akbank'a online form vasıtasyıla sunumumuzu göndererek başvurduk. Türkiye'nin yenilikçi gücü olan banka 1 gün içerisinde başvurumuzu reddetti.

Neredeyse işportacıların, pazarcıların bile elinde POS cihazı varken, garip bir şekilde gittiğiniz her bankada Sanal Pos deyince anında dolandırıcı damgası yiyorsunuz. İnsanların bakışları değişiyor. İşkence gibi bir süreç. Tabii o anda etraftaki insanlara gelirine bakmadan şakır şakır kredi, kredi kartı dağıtıyor o banka. Faize binmiş, cezaya girmiş kredi en karlı iş çünkü. Bu nedenle elektronik ticaret gelişisin gelişmesin kimsenin umrunda değil.

Örneğin yunanlılara satılan ve heryerde FinansCard avantajlarını anlatan banka ile görüşmeye gittiğimizde ise, karşıdaki bayan tam olarak "Ben yarın işten ayrılıyorum, hem firmanız yeniymiş, ne yaparsanız yapın" dedi. Ordan çıktık. Türkiye'nin en baba bankalarından Garanti Bankası Saudiye şubesi ile görüştüğümüzde oradaki beyefendi herşeyi 3 kere anlattıktan sonra tekrar 3 boyutlu modelin ne olduğunu sordu, ve tam işi yapacakken beni hesabımın olduğu şubeye gönderdi. Yoksa işim olmazmış. Kendi şubeme 5 defa sunum yaptıktan, 20 defa işi anlattıktan, 40 defa mail attıktan, ve aradan 12 ay geçtikten sonra Sanal Pos cihazımı aldım. Teşekkürler Garanti!

Her işte olduğu gibi bu işte de önemli olan iltimas. Örneğin şu şekilde bütün işleriniz yürür. Bankada 100 bin tl paranız varsa banke size pos verir, yağlı bir şirketten bir holding sahibi, teknopark müdürlüğünü ararsa teknoparktan yer kiralarsınız. Siyesilerden tanıdığınız, ortağınız varsa, elektronik, mekanik hatta otomatik ticaret bile yapabilirsiniz.

5. Kendi işinizi kendiniz yapın ve bitirin. Projenizin aksamasını istemiyorsanız, kimseden yardım beklemeyin.

Nedenleri: Kimse isizin işinizi kendi işi gibi sahiplenmeyecek. Maaş dahi verseniz. Bunun olması için bayağı büyük bir firma olup, firma büyüklüğünüzle, kariyer vaatleri ile insanları kandırıp az maaşa razı etmeniz gerekiyor. Başka türlü, gel şu işte benimle beraber zaman harca, emek ver, ter akıt dediğinizde kimse yanınızda olmuyor. Pardon, tabi yorum yapmak için bir anda ortaya çıkan kelaynak kuşlarını saymıyorum. İş olana kadar dut yemiş bülbül gibi, olduktan sonra da herkes konuşmaya başlıyor. Kuru gürültüye pabuç bırakmayın, ve değerli vakitlerinizi süprüntü insanlardan uzak tutun. Özellikle çok aşırı iddialı insanlardan uzak durun. Kendilerini çok öven bu tip insanlardan öyle vasatın ötesinde sonuçlar çıkıyor ki şaşırırsınız. Örneğin kurumsal kimlik konusunda çok iddialı olan tasarım öğrencisi arkadaş "madem öyle 'bizim firmamız için bir şeyler ortaya koy o zaman" dedimde, aradan 3 ay sonra yenilikçi, genç, radikal, bilişim çözümleri şirketi için, "Sünnet Sarayı Kurumsal Kimliği" tadında eserler ortaya çıkardığında, keyiniz ve hevesiniz oldukça kaçabiliyor.

En iyisi işleri belirli noktaya getirene kadar her şeyi kendiniz yapın ve insanları iteklemek için bekleyeceğinize iyi ya da kötü müşterinize hızlı cevap verin.

Son olarak tek ve en hayati kural şu: Her zaman sizi heyecanlandıran her konuda bilginizi artırmaya çalışın. Bu olmadıkça, siz de yukarıdaki tüm örneklerde geçen kurumsallaşmış fosiller sınıfına doğru gitmektesiniz demektir. Hiçbir şeyi denemekten çekinmeyin. Yaratıcılığınızı kimseye, hiçbir hocaya, öğretim görevlisine, tasarım ağasına öldürtmeyin. Sadece yapın.