Vay, vay, vay, vay. Ne kadar çok ekonomistimiz varmış meğer. eli paraya değmemiş arkadaşlar, hayatında girdiği bakkalın nasıl kurulduğunu düşünmemiş arkadaşlar, bu yazıyı okumasın.
Böyle kıl bir girişten sonra, Genç girişimcinin Türkiye Rehberi adlı yazımıza başlayabiliriz.

Diyelim ki kolayca gerçekleştirilebilecek, uğraşılmasının zevkli olabileceğini düşündüğünüz birkaç fikriniz var. Bunları gerçeğe dönüştürmek ve para kazanmak istiyorsunuz.
İlk etapta yapmamanız gerekenler.
1. Herşeyi enine boyuna ölçmeye çalışmayın. Sadece başlayın ve bitirin. Bu konuda da sadece kendinize güvenin. Kimseden tavsiye, yardım, bilgi, tecrübe vs, beklemeyin. Bilginizi okuyacağınız kitaplardan kendiniz edininz. Oradaki klavuzları da birebir uygulamaya çalışmayın. Özellikle üniversitelerdeki yönetim bilimleri dersi içeriklerinden, hocalarından, işletme öğrencilerinden uzak durun.
Nedenleri: Mersin yöresinde söylenen bir söz var. Akıllı düşününceye kadar, deli suyu getirir diye. Siz düşünüp heşeyi enine boyuna tartıncaya kadar, başkaları bu fikri gerçekleştirebilir, sizin hevesiniz kaçabilir. Tam isabetli bir tecrübe ile genel olarak tavsiye danışacağınız kimseler de eğer girişimci değillerse size verecekleri tavsiye gerçekten faydasız olacaktır. Tavsiye almayı düşüneceğiniz girişimci arkadaşlar ise bu konuda size yardımcı olmaya isteklşi olmayabilirler ya da fikrinizi yürütmeye kalkabilirler. O nedenle bu seçenekten de uzak durun. Zaten genel olarak, başarıya ulaşan insanlar bunu başkalarının elde etmesini istemediklerinden, heba olacak olan bu yönde harcayacağınız vakit olacaktır.
Bir zaman önce ben şöyle managment bilirim, böyle girişimcilikten anlarım diyen managment öğrencisi, bir arkadaş vardı. Kendisine bizim için neler yapabileceğini sorduğumuzda "Hemen bir toplantı ayarlayalım, ekibinle beraber Taksim'de buluşalım" dedi. Cumartesi günü buluşmak için sözleştik. Daha sonra perşembe günü görüştüğümüzde toplantıyı Pazar günübe ertelememiz gerektiğini söyledi. Ben (coder) ve Tahir (Designer), pazar günü arkadaşın dediği yere saatinde gittik. Bekledik, bekledik ve bekledik. Kendisini devamlı aramalarımıza rağmen açmadı. Hem bizi oraya topladı hem de geri dönmedi. İki gün sonra kendisini okulda gördüğümde ise Babaannesinin rahim kanseri olduğunu, acil şehir dışına gittiğini, telefonunu evde unuttuğunu söyledi. Yorumu size bırakıyorum.

Okulumuzun yönetim bilimleri bölümünün piri sayılan bir hocaya bazı konularda pratik tavsiyeleri için danıştığımda ise, acelesi olduğunu, derse yürürken hızlı bir şekilde ekşimiş bir suratlar bana internette girişimcilik forumları olduğunu oralardan istediğim bilgileri edinebileceğimi belirtti. Kendisi eğer bunu söylemek için hoca olduysa, yazık olmuş. Aynı dönem derisni aldığımda ise, içinde gerçek bir yönetim tecrübesi, motivasyon, iş nasıl kurulur vs, yerine excel'de isim nasıl sıralanır, sanal olarak firma kurulup bu hocaya nasıl ballandıra ballandıra, verileri sallana sallana anlatılır, neden şirket kurmayıp yeni bir işe girmememiz gerektiğini ve varolan riskleri anlatan bir business plan nasıl yazılır konularının olduğu bir dersle karşılaştık. Sana ben gerçeğini kurdum, yardımcı ol diyorum be adam! Sen bana işleri neden yapmamam gerektiğini söylüyorsun.
2. Okullarda kurulan teknopark, inkubasyon ofisleri, kuluçka firmalar vs. gibi firmalardan veremli görmüşçesine uzak durun. Vakit kaybedebilirsiniz.
Nedenleri:
Bu tarz firmalar genellikle iş fikirlerine de önem verdiklerini söyleseler de, aslında bitmiş proje bazlı çalışmaktalar. Yani siz örneğin bir çok çeşitte bardak üreten bir firma kurmak istiyorsanız, size sadece şarap bardağı üretmeniz gerektiğini söylüyorlar. Üstelik onlar için öğrenci tarafından düşünülmüş yeni ve gelecek vaat eden bir iş fikri değil, gerçekleşmesi kesin olan, okuldaki öğretim üyesi tarafından başlatılmış projeler tercih sebebi.

Okulumuzdaki bir öğrencinin bakteri tutmayan seramik icat edip patentini 10 yıllık, güzel bir paraya kiralamasının ardından, okul idaresinin apar topar kurduğu bir inovasyon firması ile görüştük. Çok güzel beyanatlarla dergilere bile çıkan bu firmaya, kendilerinden tavsiye almak ve tanıtımlarında taahüt ettikleri gibi yardımcı olabileceklerini umarak, php/xml kullanan otomatik veritabanları projemizi gösterdik. Her tür yazılım için güzel bir altyapı oluşturabilecek bu projeyi inceleyen firma görevlisi, "Peki bundan nasıl para kazanacaksınız" diye sorduğunda görüşmenin gittiği yön anlaşıldı. Adını irandaki dağlardan alan beyefendi, projemizi netleştirmemiz gerektiğini belirterek gitti. İyi de kardeşim birincisi sizden biz proje desteği istemedik, yazılım firmasını nasıl kurabileceğimizi öğrenmeye çalışıyoruz, ikincisi size nasıl fikirlerimizi netleştirebileceğimiz soruyoruz zaten.
3. Şirketinizi kurun. Muhasebeci tutun. Ancak biraz acılı olacak.
Nedenleri: Hiçbir managment derisnde alamayacağınız bilgileri ben vereyim: Fatura kesebilmek için minimum şahıs şirketi kurmanız, şahıs şirketi kurmak için de ilk olarak bulunduğunuz yerdeki vergi dairesine gitmeniz, kira kontatınız ile beraber iş başlama formunu doldurmanız gerekiyor. Bir hafta sonra ise yerinize kontrolör gelecek. Tabi gelecekti. Bizim yaşadığımız facia ise şu oldu: Kontrolör gelmedi. O sırada KDV beyannameleri geldi. Tabi şirket kurulmadı sanın siz. Kontrolör yalvar yakar geldikten sonra Vergi Levhasını tasdiklettirmek üzere Vergi Dairesine gittiğimde 1500 ytl civarı özel usülsüzlük cezasına çartırıldığım söylendi. Bir dakika ya? Daha ortada şirket mirket yok ki? Para bile kazanmadım ben daha? Meğersem şirket kuruluş tarihi olarak formu doldurduğunuz an sayılıyormuş. Neyse sonradan 2009 başında elektronik sisteme geçildiğinden kimse beyanname veremedi de 10'da bir oranında cezalara af geldi. 150 ytl ile kurtulduk. Bu nedenle eğer başınızın ağrımasını ve 1. kattan 5. kata, sonra geri 2. kata ordan 4. kata ve sonra bodruma arşive inerken genç yaşınızda tansiyon ve stresten ölmek istemiyorsanız, bu işleri muhasebecinize bırakın.
4. Yerli bankalardan kaçın. Paypal kullanın.
Nedenleri:
Türkiyenin ilk 3 boyutlu model alım satımı yapacak olan dukkan3d.com sitesini açtıktan sonra ticarete başlamak için gereksiniz duyduğumuz Sanal Pos için, önce Akbank'a online form vasıtasyıla sunumumuzu göndererek başvurduk. Türkiye'nin yenilikçi gücü olan banka 1 gün içerisinde başvurumuzu reddetti.
Neredeyse işportacıların, pazarcıların bile elinde POS cihazı varken, garip bir şekilde gittiğiniz her bankada Sanal Pos deyince anında dolandırıcı damgası yiyorsunuz. İnsanların bakışları değişiyor. İşkence gibi bir süreç. Tabii o anda etraftaki insanlara gelirine bakmadan şakır şakır kredi, kredi kartı dağıtıyor o banka. Faize binmiş, cezaya girmiş kredi en karlı iş çünkü. Bu nedenle elektronik ticaret gelişisin gelişmesin kimsenin umrunda değil.
Örneğin yunanlılara satılan ve heryerde FinansCard avantajlarını anlatan banka ile görüşmeye gittiğimizde ise, karşıdaki bayan tam olarak "Ben yarın işten ayrılıyorum, hem firmanız yeniymiş, ne yaparsanız yapın" dedi. Ordan çıktık. Türkiye'nin en baba bankalarından Garanti Bankası Saudiye şubesi ile görüştüğümüzde oradaki beyefendi herşeyi 3 kere anlattıktan sonra tekrar 3 boyutlu modelin ne olduğunu sordu, ve tam işi yapacakken beni hesabımın olduğu şubeye gönderdi. Yoksa işim olmazmış. Kendi şubeme 5 defa sunum yaptıktan, 20 defa işi anlattıktan, 40 defa mail attıktan, ve aradan 12 ay geçtikten sonra Sanal Pos cihazımı aldım. Teşekkürler Garanti!
Her işte olduğu gibi bu işte de önemli olan iltimas. Örneğin şu şekilde bütün işleriniz yürür. Bankada 100 bin tl paranız varsa banke size pos verir, yağlı bir şirketten bir holding sahibi, teknopark müdürlüğünü ararsa teknoparktan yer kiralarsınız. Siyesilerden tanıdığınız, ortağınız varsa, elektronik, mekanik hatta otomatik ticaret bile yapabilirsiniz.
5. Kendi işinizi kendiniz yapın ve bitirin. Projenizin aksamasını istemiyorsanız, kimseden yardım beklemeyin.
Nedenleri: Kimse isizin işinizi kendi işi gibi sahiplenmeyecek. Maaş dahi verseniz. Bunun olması için bayağı büyük bir firma olup, firma büyüklüğünüzle, kariyer vaatleri ile insanları kandırıp az maaşa razı etmeniz gerekiyor. Başka türlü, gel şu işte benimle beraber zaman harca, emek ver, ter akıt dediğinizde kimse yanınızda olmuyor. Pardon, tabi yorum yapmak için bir anda ortaya çıkan kelaynak kuşlarını saymıyorum. İş olana kadar dut yemiş bülbül gibi, olduktan sonra da herkes konuşmaya başlıyor. Kuru gürültüye pabuç bırakmayın, ve değerli vakitlerinizi süprüntü insanlardan uzak tutun. Özellikle çok aşırı iddialı insanlardan uzak durun. Kendilerini çok öven bu tip insanlardan öyle vasatın ötesinde sonuçlar çıkıyor ki şaşırırsınız. Örneğin kurumsal kimlik konusunda çok iddialı olan tasarım öğrencisi arkadaş "madem öyle 'bizim firmamız için bir şeyler ortaya koy o zaman" dedimde, aradan 3 ay sonra yenilikçi, genç, radikal, bilişim çözümleri şirketi için, "Sünnet Sarayı Kurumsal Kimliği" tadında eserler ortaya çıkardığında, keyiniz ve hevesiniz oldukça kaçabiliyor.
En iyisi işleri belirli noktaya getirene kadar her şeyi kendiniz yapın ve insanları iteklemek için bekleyeceğinize iyi ya da kötü müşterinize hızlı cevap verin.
Son olarak tek ve en hayati kural şu: Her zaman sizi heyecanlandıran her konuda bilginizi artırmaya çalışın. Bu olmadıkça, siz de yukarıdaki tüm örneklerde geçen kurumsallaşmış fosiller sınıfına doğru gitmektesiniz demektir. Hiçbir şeyi denemekten çekinmeyin. Yaratıcılığınızı kimseye, hiçbir hocaya, öğretim görevlisine, tasarım ağasına öldürtmeyin. Sadece yapın.