Neyin garantisi var?
Yaklaşık bir aydır bir projeyle uğraşıyorum.
Geceli gündüzlü, uyumadan yemeden, içmeden, gece hangi saat demeden, php'de kod yazıyorum. Güzel bir proje ve yakında buradan da duyurusunu yapacağım ve birtakım sitelere reklamını da vermeyi düşünüyorum. Yani verdiğim önemin, uğraşın haddi hesabı yok.
Peki dün ne oldu? Mac bilgisayarda, disk utility kullanarak sabit diske yeni bölüm açarken, oradaki küçücük yazıyı görmedim, ve enter tuşuna bastığımda herşey için çok geçti. Yazı tam olarak, yeni bölümlendirmelerde, eski bölümün de içindeki tüm verilerin silineceğini söylüyordu. Yani bir anda TÜM VERİLERİM SİLİNDİ.
Tabii tam bir şok. Aslında bu disk bölümlendirme olaylarındaki veri kayıplarını suna benzetebiliriz; bir bina düşünün, bilmem kaç katlı olsun, ve bu binada daireler var, bu dairelerde yaşayanlar var. binayı sabit diske, yaşayanları dosyalara benzetirsek, 30 katlı binada tüm merdivenlerin yıkılması olayıyla ayni. Yani veriler orada ama merdivenler yok.
Sonuç tam bir felaketti. İnternette disk kurtarma programları ve daha bir sürü şey için geçen 2 gün ve sonunda anladım ki hayatta hiç bir şeyin garantisi yok. Ne kadar önem verirseniz verin ve ne kadar emek harcamış olursanız olun önem verdiğiniz bu şeyi ki ne olursa olsun, bir anda kaybedebiliyorusunuz, ve anladım ki aslında hayatta bir takım şeylere gereğinden fazla bağlanıyoruz. Bu araba, ev, aile, sevgili, veri vb. olabilir. Bunları bir saniyede kaybedebileceğimizi hiç hatırımıza getirmeden, kendimizi sanki bir koruma kalkanının ardındaymış gibi görüyoruz. Ne kadar tedbir alırsak alalım, ne kadar özen gösterirsek gösterelim, varlıkla bir anda buhar olup uçup gidebiliyor.
Varmak istediğim nokta, hayat boş gibilerinden bir teori asla değil. Bazı şeylere gerektiği özenden fazlasını göstererek, birtakım gerçekleri görmezden gelebiliyoruz. Örneğin kişilere verdiğimiz tavizler, karakterimizi yıpratıyor, başından ayrılmadığımız bilgisayar zamanımızı çalıyor, aldığımız arabaya hastalık derecesinde bağlıyız ve ona vakitlerimizi harcıyoruz, sevgili arkadaşımıza sırlarımızı hiç düşünmeden açıyoruz, çok önem verdiğimiz evimizi temizlik yapmaktan, dekore etmekten, içinde oturmaya vakit bulamıyoruz ve daha bir çok örnek.
Yani demem o ki, aslında bütün bunları yaparak, bir şeyi gözden kaçırıyoruz; hayatımızı, kendimizi, kişiliğimizi, geleceğimizi. Sevgiyle bağlandığımız bir çok kisi, varlık, (mesela köpeğim), obje, bir anda buhar olup uçup gidiyor, bize kazık atabiliyor, ve bizler bunların kaybolmasının verdiği mutsuzlukla depresyona giriyor, üzüntüden üzüntülere koşuyoruz. Neden? Çünkü yarattığımız sanal dünyamızda, böyle bir şeyin olabileceğini daha önceden hiç düşünmemiştik.
Aslında şu dünyaya gelirken yanımızda getirdiğimiz bir tek şey var, o da canımız, ve yaşarken elimizde sahip olduğumuz bundan başka hiç bir şey yok. Bu dünyadan giderken de yanımızda götüreceğimiz tek şey yine canımız ve bunun yanında sanatçıysak insanlığa verdiğimiz eserler, bilimadamıysak olusturduğumuz teoriler, değilsek de sadece ve sadece yaptığımız iyiylikler arkamızda kalıyor. Bunlardan hariç hiçbirşey yok, ve hayatımızı da bir takım objelerin esiri haline getiriyoruz. Hiç bir tehdit veya korku, aslında bizi bu ellerimizdekileri kaybetme korkusuna götüren korkudan farklı değil, ve eğer biz de bu korkular üzerine hayatımız kuruyorsak, yaşamıyoruz.
Canlı bir varlık olarak, insan olarak, hiç bir ek özellik kalmamasına kadar, çıplak bir insanın diğerlerinden farkı yoktur. Olan tek fark kafasının içindekiler ve insanlığa bırakmaya çalıştığı eserleridr.
Not: Bu arada Data Rescue 2 diye bir yazılım var, onun sayesinde bütün kodlarımı geri kurtardım.
Comments(0)