Şuradaki arkadaş (Alper Kanat - Raptiye.org) şöyle bir şey yazmış. Çok ilginç ve güzel bulduğum için buraya da ekliyorum;
"Benim gibi başka kimse var mı bilmiyorum. Özgür/Açık Yazılım ile Kapalı Kaynak Kodlu dünya arasında sıkışıp kaldığımı hissediyorum çoğu zaman.. Kullandığım HP NX 9105 dizüstü bilgisayarın SD/MMC kart okuyucunun adam gibi çalışamaması, kablosuz internet için Windows sürücülerini kullanmak zorunda kalmam, MSN Messenger’a tam anlamıyla alternatif bir programın olmaması (webcam, hızlı dosya transferi, sesli iletişim, simgeler vb) ve son olarak yeni aldığım iPod’un (5G veya nam-ı değer iPod Video) tam olarak istediğim gibi çalışamaması beni hep Windows kullanmaya bağımlı kılan nedenler… Tabii bir de arada sırada oynadığım 1-2 oyundan biri olan Steam’li Counter Strike 1.6..
Tüm bu saydıklarım uzunca tartışmalara neden olabilecek şeyler aslında.. Çünkü genellikle gördüğüm özgür yazılım camiasında bu yönde bir kayışın nispeten yavaş ve daha az destekli oluşu.. Nerede olduğunu hatırlamıyorum ama bir ara MSN’de webcam yapmanın gereksizliğinden falan bahsediliyordu. Bir çok kişi için “haliyle” öncelikli ihtiyaç olmayan bu durum, aslında sevgilisi bir başka şehirde olan bir insan için bir nebze dahi olsa özlem giderici bir etki olabilir. Kaldı ki Linux’da sorunsuz çalıştırdığım webcam’im sırf bu nedenle anlık fotoğraf çekmek dışında bir işe yaramıyor..! Kaldı ki aynı nedenlerle bir çok potansiyel kullanıcı da kaybedilmiş oluyor.
Aslında bu yazıda esas bahsetmek istediğim şey yine benim gibi bir çok insanın yaşadığı bir problem olan aidiyet duygusu.. Linux’un ve özgür yazılımların tozunu bir kere yutunca bırakması pek mümkün olmuyor. (aynı şey GNOME’a alışınca, KDE’yi bırakamamak veya Debian’ı terkedememek için de geçerli) Artık Windows XP’de kendimi çok rahatsız hissediyorum kullanırken. Bu, kendini programlama kısmında da gösteriyor:
Okulda, tüm çevremde acayip bir Microsoft hayranlığı söz konusu.. Aynı şekilde kariyerle ilgili olsun, diğer konularla ilgili olsun gittiğim gördüğüm seminer vb etkinliklerde iş hayatında belli bir yere gelmekten bahsedildiğinde .Net’in öğrenilmesinin şart olduğu söyleniyor. Oysa ki benim profesyonelleşmek istediğim taraf C, Python, Java gibi daha taşınabilir dillerle yapılan gömülü sistem projeleri vs vardı. Yalnızca yazılımcı olarak da hayatımı kazanmak istemiyorum zaten…. Ama bu kaygılar yüzünden CV’mde tercih edilebilmek için .Net ibaresinin bulunabilmesi için o yana da ağırlık vermeye çalışıyorum. Zira şu anda Işık Üniversitesi yönetimi ve öğretim görevlileriyle öğrenciler arasında iletişim köprüsü olacak (haberleri ve duyuruları bildirecek) bir sistem üzerinde çalışıyoruz ve benim başından beri “Java ile yapalım, Linux’da da çalışsın” söylemlerim baskılara daha fazla dayanamadı: .Net kullanıyoruz..!
Bir yanda da Visual Studio’nun arabirim tasarlamadaki kolaylıkları gerçekten denemeye değer… Glade’i bir kez denedim ve bazı açılardan çok zor geldi. Ona alternatif olarak bir KDevelop’u biliyorum ama bu programlarla da neler yapabileceğimi tam kestiremiyorum. İnanılmaz derecede program yazmak istememe rağmen hem platform kararsızlığı yaşıyorum (ki benim tercihim tabii ki Linux), hem de GNOME-KDE, Python-Java-C-PHP vb kararsızlığı yaşıyorum. Hepsini öğreneyim, hepsiyle birşeyler yapabileyim düşüncesi beni çıkmaza doğru sürüklüyor.
Tabii bu arada da zaman akıp gidiyor……
Bu arada iPod için Banshee güzel bir alternatif bence ama maalesef GNOME 2.12 istiyor.. Amarok desen güvenemiyorum, gtkpod gibi olacağından korkuyorum.. Ayrıca hiçbir alternatif aleti tam anlamıyla disconnect edemiyor. eject komutuyla ilgili de sorun var nedense.. Kısaca: “dependency goes on..”"