Genç Dangalaklar
Aslında üstüne yazı yazıp da bu varlikların kendilerini önemli insanlar zannetmelerini sağlamak doğru mu, değil mi bilmiyorum.
Bir kültürü, bir milleti yok etmenin yolu, kültürüne ve gençliğine saldırmaktan geçer. Basit bir kuraldır, etki alanınızı genişletmek istiyorsanız, önce kişileri kendinize bağlayacaksınız.
Uzun yıllar boyunca, terör örgütleri, dinci gruplar, ideolojik organizasyonlar aynı stratejiyi izlediler, 10 adımı olan bu strateji etkin bir sonuç vermiş ki, gencecik insanlar, beyinleri yıkanarak bebek katilleri haline gelebiliyorlar;
Eğer belirli bir amaca (yıkıcı ve zararlı) yönelik bir grup oluşturmak istiyorsanız, önünüzdeki yöntemler belli. Bunlara karşı etkin bir şekilde beyninizi yıkatmamak istiyorsanız, bu adımların ne olduğunu bilmelisiniz. Bu tip gruplar yıllarca ülkemizde var olan çelişkilerden beslenerek, bir takım dış güçlerin maddi ve manevi her türlü desteğini alarak, tek bir amaca yönelik faaliyet göstermekteler, Nedir bu amaç?
"Ülkedeki düzenin, işleyişin, kanunların ve devletin gücünü zayıflatarak, vatandaşların devlete olan güvenini sarsamak, doğal olarak oluşacak anarşiden yararlanarak müdahele zeminini meşrulaştırmak."
Bu amacın gerçekleştirilmesi için oluşturulacak organizasyonun, hiyerarşik yapısı, göstermelik amaçları gruptan gruba değişmekle beraber, gelinmek istenen sonuç hep aynıdır.
Dikey organizasyonlar; bir lidere ve yönetici kadrolara sahip olan, tepedeki gizemli veya karizmatik olarak gösterilmeye çalışılan başın emirlerine uyan, ast üst ilişkisine sahip gruplardır.
Yatay organizasyonlarda ise lider değil ideoloji ve sempatizanlık ön plandadır. Sempatizan olan kişiler gruba destek için ne eylem yaparsa yapsınlar, bundan yararlanacak olan yine büyük yapıdır.
Adım adım incelersek;
1. İdeoloji ve çelişkilierin seçilmesi
2. Yönetici kadroların oluşturulması.
Burada önemli olan bir nokta yasadışı veya yasal görüntüye sahip olan grubun dış desteğinin sadece yönetici kadrolar tarafından bilinmesidir. Daha alt düzeylerdeki sempatizanlar, bu ilişkiyi bilmez, safça hislerle, duygularıyla hareket ederler. Gruplarda önemli olan, kişilerin belirli bir noktadan sonra, akıl yeteneklerini ve sorgulama güdülerini kaybederek önlerine sunulan kutsallar uğruna mücadele etmelerinin istenmesidir. Unutulmamalıdır ki bir kişiyi cani yapan duygu, düşünmenin ve sorgulamanın yitirilmesinden sonra oluşur.
3. Sempatizan toplama ve üye toplama. Zaten konumuz da bu.
Özellikle beyinlerinin yıkanması, taassubi inançların ve derin ön yargıların oturtulması kolay olan kimseler olan gençler, bu tip grupların baş hedefidir.
Sempati duyan kişi önce takip edilir (fiziki olarak değil), hakkında bilgi toplanır, ekonomik durumu, düşünce tarzı bilinerek davet edilir, kişinin ilk anda ürkütülmemesi amaçlanır.
Davete uyan kurbana karşı uygulanacak çeşitli mizansenler vardır. Kişinin kendisini grupta mutlu ve kendine güvenli hissetmesi amaçlanır. Karşısına bir sürü anlaşılması zor, genellikle saçma sapan yayınlar konur, ve grupça hareket edilir. Grubun bu tip faaliyetlere verdiği tepkiyi taklit etmeye çalışan kişi de kendini bu faaliyetlere katılmak zorunda hisseder ve beyin yıkama süreci başlar.
Tanışmadan sonra, uygulanacak mizansen, kurban ne konuşursa konuşsun ona bir ışık görüldüğünü, ne kadar yetenekli olduğunu belirten konuşmalar yapılmasıdır. Daha sonra bu mizansenleri gerçek sanan genç, kendini gruba daha bi bağlı hissedecektir.
Kitap ve yayaın zırvalarıyla beyni yıkanan genç kendisin grubun gerçek bir üyesi gibi hissetmek için eylemlere bir an önce başlamak ister. Bu aşamada uygulanan mizansen de daha hazır olmadığı, uygun olmadığı gibi konuşmalardır. Bu aşamada yapılan aslında, kişiyi kışkırtarak, onun eyleme daha hazır hale gelmesini sağlayarak, akli fonksiyonlarını, sorgulama yaparak tereddüte düşmesini önlemektir. Bu aşamadan sonra beyni iyice yıkanan üye, üstlerinin vereceği her türlü emre itaat edecektir.
İşte bir insanın vatanına, ülkesine ve milletine ihanet ederek, dış güçlerin elinde oyuncak olabilmesinin metodu.
Grupların kullandığı ideolojiler eskiden aşiri marjinalken, bugün artık temel olan bir takım söylemler üzerinden faaliyetler yapılmaktadır. Zamanında Karen Fogg gibi şahsiyetlerin elektronik postalarında vurguladıkları, gençlerin devlete olan güvenlerinin sarsılması vb, gibi söylemler, artık yüzlerine demokrasi maskesi takmaya başlamışlardır. Darbelere karşıyız, demokrasi istiyoruz diyerek, etnik özellikleri kışkırtarak ulaşmaya çalıştıkları tek amaç, anarşidir. Bundan doğacak kaos ortamından kimlerin yararlanmak istedikleri de gün gibi ortadadır.
Halkın büyük bir kısmı yoksulluk sınınrının altında yaşarken, cari açık nedeniyle ekonomik bağımsızlığımızı yitirmişken, işsizlik belası her yeri sarmışken, entelletktüel ve aktivist olduklarını söyleyen malların böylesine salakça eylemler yapmaları ancak yukarıdaki amaçlarla açıklanabilir.
Bu tip faaliyetlerle, inanılması güç vatana ihanet tarzı söylemleri öven insanların kimler tarafından finanse edildiği de bellidir. Bunların dış güçlerden para, fon, yardım, burs gibi olanaklarla desteklendikleri açıktır. Bir insan, hiç bir geçim kaynağı olmadan, maaşı olmadan nasıl yaşayabilir ve bu insanın bu tarz faaliyetleri de varsa bu başka ne ile açıklanabilir?
Kendi benliğimize, aklımıza, soru sorma ve sorgulama yeteneğimize sahip çıkalım, bu tip oyunlara hiç bir yakınımızın kurban olmasına göz yummayalım.
Comments(2)