Zihniyet
Zihniyet çok önemli bir kelime…
Zihniyet değişmezse, hiç bir değişim kalıcı olmaz.
Bir yazılım projesi düşün, eğer üst yönetim karar verse, ama çalışanların zihniyeti bunu kabullenmiyorsa, o information system başarılı olmaz. O-la-maz!
İnsanlar arasında birbirine saygı göstermek amaç değilse, orda adabı muaşeret dersleri başarılı olamaz, herhangi bir yerde insanların vizyonunu geliştirmek, onalara yeni kapılar açmak amaç değilse, orada eğitim tutmaz!
Her değişiklik için, ön adım zihniyet değişikliğidir. Zihniyet, yani düşünme biçimlerini değiştirmezlerse insanlar, orada hiçbir değişiklik kalıcı olmaz!
O zaman, en birinci amaç insanlara yeni bir düşünce tarzı sunabilmek. Bunun için uğraşmak, çalışmak, kişilere ilham verecek kişi olmaya çalışmak. Zaten karşıdaki alabiliyorsa, alır. Alamıyorsa da, alabilenleri gözden kaybetmemek.
Yol yapar belediyeler. Her su baskınında kaldırımları tamir ederler. CHP'lisi, AKP'lisi… Ama önemli olan, emekçinin işine gidebilmesi, yolların güzel gözükmesi, insanların rahat etmesi olmazsa zihniyet, o zaman bir sonraki yağmurda yine bozulacak o yollar.
Ya da, farklı öğrenme yeteneklerine sahip olan kimselerin, anayasal hakları olan eğitimi almaları ise zihniyet, o zaman o eğitim, yağmur, kar, çamur, katsayı dinlemez, AB'ye girmek isteyen bireysel olarak girer, bilgisini, kaynaklarından (örneğin; internetten, kütüphaneden…) arttırır. Ama kısa yoldan, prestij elde etmek ise zihniyet, o zaman kişi idareten yaşamaya başlar.
Demek ki, özgür düşünmek lazım!
Demek ki, zincirleri kırmak lazım!
Bugün, tüm gecekonduları, sosyal konutlara çevirsek, kocaman meydanlar yapsak, evleri boysak, avrupaya benzemeye çalışsak, ne değişir ki? Ya da en güzel tıbbi aletleri alsak, duvarları en güzel renklere boyasak, amacı para kazanmak olacak bir hastane hangi insanları nutlu edebilir ki? Ya da dünyanın en iyi eğitim sistemi olduğunu iddia eden, ve özgürlükçü eğitim verdiğini iddia eden bir üniversite bile olsa, zihniyet değişmedikçe, gençler söz sahibi olmadıkça, neye yarar o üniversite?
Zaman değişiyor. Bilgiye ulaşma yolları değişiyor, doğruyu anlamaya çalışma yolları değişirken, dünya değşirken, bu değşimi kaçıran hangi görüş, ideoloji, fikir, inanç yaşayabilir? Hiçbiri yaşayamaz, benimkiler bile.
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki artık haftalarda değil, dünya saatler, hatta saniyeler içinde değişiyor. Bir facebook çıkıyor, yeniliği yapıyor, voleyi vuruyor, ya da twitter diye bir şey çıkıyor, faceboook'a gol atıyor. Amcamızı yenilik olmazsa, biz Türkiye olarak bunlarla nasıl rekabet edebiliriz ki? (İngilterere'de bir kitapçıda bütün kat bilgisayar kitaplarına ayrılmıştı. vs, vs…)
O zaman nedir, yeniliklere ve değişime açık olmak gerekir.
O zaman nedir, insanlara yeniyi anlatmak gerekir.
Onların bazı şeyleri kendiliğinden talep etmesini beklemek değil. Acele etmek gerekir.
Yapmak ve SEVEREK yapmak gerekir.
Comments(0)











